BİR MUM DA SEN YAK
Kasım 15th, 2011 by admin
TEKNİK EĞİTİM FAKÜLTESİ MEZUNLARININ
TEF mezunu onbinlerce Teknik Öğretmenin
10 yıldır öğretmen atamaları yapılmıyor!!!
Kamuda ve özel sektörde ünvanları tanınmıyor !!!
Yıllardır dinmek bilmeyen çaresiz haykırışları neden kimse duymuyor???
Artık bu gidişe ” Hayır” diyorsan
SEN DE KATIL
Bir köydeki tüm vatandaşları alenen öldürürseniz kanunen suçtur ve adalet yakanızı bırakmaz. Ancak yine de bunu yapmak istiyor ve adaletten de kaçmak istiyorsanız köye verilen suya arsenik karıştırıp işi zamana bırakabilirsiniz. Bu örnekle elde edilmek istenen netice Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarının sorunlarının zamana bırakılmasına ve terk edilmesine ne kadar da benziyor değil mi? Unutulmamalıdır ki, suya arseniği karıştıranları yakalarsanız da adalet tecelli edecektir. Bu girişim ADALETİN tecellisi için teşebbüsümüzdür, kimse artık suya karıştırdığı zehirden hesapsız kalmayacaktır!
SORUNLAR :
- Sayıları 100.000’e yaklaşmış olan Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarının teknik öğretmen olarak atamalarının oranının yaklaşık 10 yıldır %5’in altında olması,
- Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarına 1992 yılında çıkan 3795 sayılı YÖK Kanunu ile hak tanınan mühendislik tamamlama programlarının, 2002 yılına kadar sembolik mezun verecek şekilde açılması, 2002 yılından itibaren ise yeterli istek ve başvuru olmasına rağmen yer, öğretim elemanı yetersizliği gibi nedenlerle bu programın hiç açılmamış olması, buna karşılık iki yıllık tekniker unvanlı kişilerin ve mühendis unvanlı kişilerin atanmadan önce hiçbir eğitim dersi ve formasyona tabi tutulmadan teknik öğretmen olarak atanması ve teknik öğretmenlik kadrolarını doldurması,
- 1999 yılında meslek liselerine uygulanan farklı katsayı uygulaması nedeniyle bu liselerin en başarılı öğrencilerinin meslek seçme haklarının ellerinden alınarak, Teknik Eğitim Fakültelerinde okumak zorunda bırakılması, alanlarının dışında farklı bir meslek seçememelerinin dışında, üniversite sınavında verilen ek puanın da mühendislik fakültelerinin seçiminde değil de mezunlarının atamaları yok denecek kadar az olan ve unvan olarak da öğretmenlik dışında ne kamuda ne de özel sektörde yetkileri tanımlanmamış Teknik Eğitim Fakültelerinin seçiminde verilmesiyle garantili işsizliğe mahkum edilmesi, bununla da kalmayıp mezunlarının mühendislikte tamamlama yapmalarının açık bir şekilde engellenmesi,
- 4 yıllık lisans düzeyinde mühendislik ve eğitim bilimleri dersleri alan Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarının kamuda ve özel sektörde yetki ve görev bakımından 2 yıllık yüksekokul, hatta yetiştirmiş oldukları ünvan olan “teknisyen” ünvanına sahip meslek lisesi mezunlarıyla eş tutularak lisans eğitimiyle kazanılması gereken haklardan mahrum bırakılması, yapılan işin nitelikli olmasına karşın yasal olarak yetkilendirilmedikleri için yetiştirdikleri meslek lisesi mezunlarının ünvanıyla ve hatta onlarla yan yana düşük ücret ve statüde çalışmak zorunda bırakılması,
- 2 yıllık teknik okul mezunlarına DGS gibi sınavlarla alanlarında bir üst seviyede eğitime devam edebilme ve mühendis ünvanı alma hakkı tanınırken, benzer şekilde bir uygulamanın, 20 sene kadar önce 3795 Sayılı YÖK Kanunu’nda belirtilen mühendislik tamamlama eğitimi ile 4 yıllık lisans eğitimi alınmış olmasına karşın Teknik Eğitim Fakültelerine uygulanmak istenmesi ve üstelik bu eğitimin de yaklaşık 10 yıldır açılmamış olması ve açılmış eğitimlerde de hakların kullandırılmaması adına sınavların da tarafsız bir kuruluş olarak ÖSYM yerine, bu konuda tarafsızlığı tartışılır bir kurum olan ODTÜ tarafından gerçekleştirilmesi, programların açılması için de kontenjan sınırı getirilmesi,
- 2009 yılında Teknik Eğitim Fakültelerinin kapatılarak yerine Teknoloji Fakültelerinin açılmasına ve açılan fakültelerin mezunlarının mühendis unvanı alacağı belirtilmesine karşın, kapatılan Teknik Eğitim Fakültelerinin eski mezunları hakkında henüz herhangi bir düzenleme yapılmamış olması, ayrıca fakültelerin kapatılması nedeniyle, eğitimini aldıkları kendi alanlarındaki teknik konularda, mühendislik fakültelerinde lisansüstü eğitim yapma haklarının elinden alınmasıyla kendi alanlarında akademik anlamda ilerlemelerinin engellenmesi,
- Son dönemde alınan kararlarla daha önce Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarına tanınmış olan Şantiye Şefliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı yetkilerinin iptal edilerek bu alanlarda çalışmalarını sürdüren teknik öğretmenlerin zor durumda bırakılması.
Tags: 3795 kanun, dava, meeb, mühendislik tamamlama, tef, teknik eğitim fakültesi, teknik eğitim fakültesi mezunları, teknik öğretmen, ünvan
Posted in meeb | Comments (3)
SÜREÇ
Kasım 15th, 2011 by admin
SÜREÇ VE GELİNEN SON NOKTA
Teknik Eğitim Fakülteleri, alanlarında teorik ve uygulama anlamında hem mühendislik hem de eğitim derslerini birlikte barındıran ders içeriği ile kurulmalarının ardından uzunca bir süre, o dönemdeki teknik öğretmen ihtiyacının fazla olması nedeniyle, kuruluş amacı olan meslek liselerine teknik öğretmen yetiştirme işlemini sorunsuz bir şekilde yerine getirmiştir. O dönemin teknik öğretmen ihtiyacı Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarıyla karşılanmış ve eksik kadrolara mühendislik fakültesi mezunları atanmıştır. Ayrıca Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarının büyük bir çoğunluğu öğretmenlik mesleğini seçerken, küçük bir bölümü de özel sektörde imza yetkisi gerektirmeyen mühendislik dallarında çalışmayı tercih etmiştir. Bu özel sektörde çalışan teknik öğretmenlerin imza yetkisi kazanabilmesi için 1992 yılında teknik öğretmenlere en fazla 2 dönem ya da daha az süreli bir eğitimi kapsayan mühendislik tamamlama programına yönelik 3795 sayılı yasa çıkartılmıştır. Ancak bu yasadan faydalanmak isteyen teknik öğretmenler bir çok engelle karşılaşmış ve 1992-2002 yılları arasındaki 10 yıllık zaman zarfında çok sayıda başvuru olmasına rağmen, son derece sembolik ve toplamda sayıları 100’ü geçmeyecek bir oranda teknik öğretmen, bu programla mühendislik unvanını alabilmiştir.
1999 yılından itibaren ise teknik öğretmen ihtiyacı, kadroların dolmuş olması, meslek liselerine olan talebin düşmesi ve emeklilik zamanı gelmiş öğretmenlerin emekli olmaması nedeniyle keskin bir şekilde düşmüş ve teknik öğretmen atamalarının oranı %5’in çok daha altına gerilemiştir. Bu sebeplerden dolayı ataması yapılmayan teknik öğretmenler özel sektöre yönelmiş ve burada da unvan sorunuyla karşı karşıya kalmışlardır. Dolayısıyla bu unvana duyulan ihtiyaç onları mühendislik tamamlama programlarına yönlendirmiştir. Ancak bu noktada da YÖK’ün ve üniversitelerin öğretim elemanı, mekan ve teknik donanım yetersizliğini bahane ederek bu programları açmama kararlarıyla kendilerine tanınmış olan yasal haktan yararlanamamışlardır. Hatta bu programlara başvuruda bulunan yüzlerce mezunun dilekçeleri YÖK tarafından dikkate alınmayarak, dilekçelere cevap dahi verilmemiştir. Maalesef bu programların 2002 yılından itibaren bir daha açılmamasıyla zaten hiçbir zaman tam olarak etkin bir şekilde uygulanmayan yasa rafa kaldırılmış ve yasal haklarını kullanmak isteyen binlerce teknik öğretmen mağdur edilmiştir.
1999 yılına kadar Teknik Eğitim Fakültelerini, hem düz lise hem de meslek lisesi mezunları, üniversite sınav puanına göre kendi özgür tercihleri doğrultusunda seçerken, o yıldan itibaren ise bu fakültelerin öğrenci profili, meslek liselerine farklı katsayı uygulamasının başlamasıyla farklı bir boyut kazanmaya başlamıştır. YÖK bu uygulama ile meslek liselerinde alanlarında teorik ve uygulama anlamında bilgi edinmiş ve yüksek öğrenim için gerekli temeli oluşturmuş en başarılı öğrencilerin meslek seçme haklarını elinden almış ve yerleştirme puanlarına verilen ek puanı da mühendislik fakülteleri yerine Teknik Eğitim Fakültelerinin tercihi durumunda vererek, bu öğrencilere hem farklı bir meslek hem de mühendislik yolunu kapatmıştır. Bu öğrenciler, mezunlarının ataması şu an %5’i bile bulmayan Teknik Eğitim Fakültelerinde okumak zorunda bırakılmış ve bu fakülte mezunlarına adeta göz göre göre işsizlik garantisi verilmiştir. Daha lise yıllarında kendi gelecekleri ile ilgili karar verecek olgunluğa erişmemiş çocukların kaderleri, aileleri ve MEB tarafından bir daha değiştirilemez şekilde çizilmiş, eşitsizliğin ve geriliğin simgesi olmuş kast sisteminin bir benzeri meslek lisesi mezunlarına uygulanmış ve ne yazık ki bu süreç demokrasi ve adalet ilkeleri ile yönetilen ülkemizin tarihine kara bir leke olarak kazınmıştır. Alanlarında hiçbir teknik altyapıya sahip olmayan düz lise mezunlarına ise mühendislik kapıları sonuna kadar açılmıştır. Bu durum ülkemizdeki plansız ve mantıkla örtüşmeyen eğitim anlayışına çok açık bir örnek oluşturmuştur. 2009 yılında farklı katsayı uygulamasının kısmen kalkması ve Teknik Eğitim Fakültelerinin kapatılarak yerine teknoloji fakültelerinin açılmasıyla 10 yıl boyunca mesleki eğitimin maruz kaldığı adaletsizlik büyük oranda ortadan kalkmış ancak esas olarak bu süreçte adaletsiz uygulamanın mağduru olan Teknik Eğitim Fakültesi mezunları hakkında ise hiçbir düzenleme yapılmayarak kaderlerine terk edilmiştir.
Yıllardır Teknik Eğitim Fakültesi mezunları, KPSS’de ilk bine girse bile yeterli kadro açılmaması nedeniyle öğretmenliğe atanamamaktadır. Öğretmenlik atamalarında Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarına ayrılan kontenjanlar, uzun yıllar atama bekleyen mezunlarının sayısının 100.000’e yaklaştığı göz önüne alındığında çok komik rakamlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Ataması yapılmayan ve oranı % 95’in üzerinde olan diğer mezunların bir kısmı kamuda teknik öğretmen kadrosu bulunmaması nedeniyle 2 yıllık yüksekokul mezunu tekniker olarak, hatta lise mezunu seviyesinde teknisyen kadrolarında, bir bölümü de özel sektörde bin bir güçlükle buldukları işlerde, unvansız ve yetkisiz , nitelikli işe karşılık düşük ücretle çalışmak zorunda bırakılmıştır. Mezunların büyük bir kısmı ise iş ilanlarında bile teknik öğretmen adının geçmemesi nedeniyle iş görüşmelerine bile çağırılmayarak, teknik öğretmen öğretmenlik yapar mantığıyla, mezunların sahip oldukları üstün teknik yeterlilik bir türlü kavranamadığından işsizlikle boğuşmak zorunda bırakılmıştır. Alınan 3 yıllık lise düzeyinde mesleki eğitim ve 4 yıllık lisans düzeyinde mühendislik eğitimiyle birlikte toplam 7 yıllık kaliteli eğitim, teknik öğretmen unvanının ne kamuda ne de özel sektörde , lisans düzeyi eğitimin kazandığı hakları teslim eden bir yetkilendirme ve tanımlama kapsamında bulunmaması nedeniyle yıllarca yok sayılmıştır. Hatta daha önceden tanınmış olan Şantiye Şefliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı hakları da son yıllarda yapılan çalışmalarla bir bir teknik öğretmenlerin elinden alınmıştır. Tüm bunların yanı sıra teknik bir eğitim alınmış olunmasına karşın, Teknik Eğitim Fakültesi mezunları, fakültelerinin kapatılmasıyla fen bilimleri enstitülerine bağlı mühendislik fakültelerinde lisansüstü eğitim yapma hakkından da mahrum bırakılmıştır. Zaten öğretmenlik yapamayan mezunların eğitim bilimlerinde yüksek lisans yapması da bir anlam ifade etmemektedir. Türkiye’de 4 yıllık bir lisans mezunu ilgili sınavdan yeterli puanı aldığı takdirde herhangi bir alanda lisansüstü eğitim alma hakkına sahip olmakta, yani Beden Eğitim Öğretmenliği mezunu bir kişinin Fizik Mühendisliğinde Doktora yapmasına kanunen engel bir durum bulunmamaktadır. YÖK bu son kararıyla buna bir istisna eklemiş ve % 90 oranında mühendislik dersleri almış bir fakültenin mezunları olan Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarının ülkemizde lisansüstü eğitimde Fen Bilimleri Enstitülerine başvurularını engellemiştir. Nitekim Teknik Eğitim Fakülteleri mezunları Fen Bilimleri Enstitüleri dışında Tarih Öğretmenliği, Sosyoloji ve Psikoloji alanlarında lisansüstü eğitim alma hakkına hala sahiptir. Çoğunluğu itibariyle 4 yıl teknik lise ve 4 yıl da üniversitede aldıkları teknik eğitimle devletin kendilerine sağlamış olduğu 8 yıllık teknik eğitim yatırımının üzerine mühendislik alanlarında değil de Sosyal Bilimler alanında lisansüstü eğitim haklarının açık bırakılmış olması da şayan-ı hayrettir. Devlet sadece mezunlarını maddi ve manevi zarara uğratmakla kalmayıp, adeta kendi yapmış olduğu yatırımın üzerine de benzin yakıp dökmeye kalkışmaktadır. Unutulmamalıdır ki; AB’de ve ABD’de Teknik Eğitim Fakültesi mezunları lisansüstü eğitimlere doğrudan mühendis olarak kabul edilmektedirler. Bununla birlikte önceki yıllarda alanlarında mühendislik fakültelerinde yüksek lisans ve doktora yapan Teknik Eğitim Fakültesi mezunları, 3795 sayılı yasanın varlığına ve alınan o kadar mühendislik dersine rağmen yine de lisans mezunu bir mühendisin yetkilerine ulaşamamıştır. Hatta alanında doktora yapmış bir Teknik Eğitim Fakültesi mezunu sadece lisans mezunu bir mühendisin yetkisine bile sahip olamamaktadır.
Bir diğer konu ise, Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarının, ülkemizde her geçen gün gelişen sanayimizin ihtiyacı olan, hem teorik hem de pratik beceriye sahip, çözüm üretebilen kaliteli teknik eleman ihtiyacını büyük ölçüde karşılayacak kapasitede olduğu halde, lisans düzeyinde bir eğitimin karşılığı olan bir yetkilendirme yapılmaması nedeniyle hak ettikleri işlere girememekte, hatta sanayide tanınmamaktadırlar.
Sonuç olarak sayıları 100.000’e yaklaşan , hem teorik hem de pratik teknik eğitimle donatılmış, 4 yıllık lisans mezunu teknik öğretmenler, hem öğretmenlik atamalarının oranının %5’in bile altına düşmesi nedeniyle öğretmenlik yapamamakta, hem 3795 sayılı yasa gereği mühendislik tamamlama programının açılmaması nedeniyle unvan sorununu aşamamakta hem de kamuda ve özel sektörde unvanının tanımlanarak hak ettiği yetkilerin verilmemesi nedeniyle işsizliğe mahkum edilmektedir. Şimdiye kadar ise TEKNİK EĞİTİM FAKÜLTESİ mezunlarının söz konusu sorunları, ne YÖK ne MEB ne de Sanayi Bakanlığı tarafından kapsamlı bir şekilde ele alınarak etkin bir çözüm sürecine girilmemiş, tam tersine Teknik Eğitim Fakültesi mezunlarının yıllardır süren çığlıklarına hep birlikte kulak tıkanmış, sorunların üzeri kapatılarak adeta diri diri gömülürcesine mezunların varlıkları yok edilmek istenmiştir.
Bu süreçle birlikte gelinen son noktada, Teknik Eğitim Fakültesi mezunu TEKNİK ÖĞRETMENLER; kimliksiz, yetkisiz ve çaresizdir ve her yönden MAĞDUR edilmiştir.
Mezunlar yıllardır boğuştukları bu sorunların yetkili makamlarca en kısa çözülmesi suretiyle;
HAK ve ADALET talep etmektedir.
Tags: 3795 kanun, dava, meeb, mühendislik tamamlama, tef, teknik eğitim fakültesi, teknik eğitim fakültesi mezunları, teknik öğretmen, ünvan
Posted in süreç | Comments (5)
DAVAYA KATILIM
Ekim 17th, 2011 by admin
SEN DE KATIL!
AÇIKLAMA:Davaya katılacak üyelerimiz sitemizin tuttuğu avukata vekalet verecektir,başka herhangi birşey yapmasına gerek olmayacaktır, davayla ilgili diğer tüm işlemlerle site yönetimi ilgilenecektir.Sizlerden beklentimiz sorunumuzun çözümü için duyarlı davranarak sadece davaya maddi ve manevi destekte bulunmanızdır. Yakın bir zamanda davaya katılacak arkadaşlarımızın yapması gerekenler ayrıntılı şekilde bizzat kendilerine bildirilecektir.Onun için davaya katılmak isteyenlerin mail@meeb.biz adresine ad-soyad ve mail adreslerini bildirerek davaya katılım isteklerini bildirmeleri gerekmektedir.Sitemize bu şekilde kayıt olan tüm üyelerimize dava süreciyle ilgili gelişmeler mail yoluyla iletilecektir.
NOT: www.unvanistiyoruz.com adresinde LOBİ faaliyetlerine katılabilirsiniz.
Tags: meeb, teknik eğitim fakültesi
Posted in katılım | Comments (119)

